KÜÇÜK AMELIE 6+
0 /10
0 Yorum
0 /10 Sizin Notunuz
Oscar adayı film, bir çocuğun ilk üç yaşında dünyayı ve hayatı nasıl algılamaya başladığını anlatan farklı bir animasyon.
1960'ların sonunda Japonya'da yaşayan Belçikalı bir diplomatın kızı olan 2 yaşındaki Amélie, ilk iki yılını sessiz ve sadece gözlemleyerek kimseyle de fazla bir iletişime girmeden geçirir. İç sesinden etrafında herkesin onu mutlu etmek için pervane olmasından dolayı kendisini bir tanrıymış gibi algıladığını duyarız. Belçika’dan onları ziyarete gelen büyükannesinin ona bir parça çikolata tattırmasıyla önünde yepyeni bir pencere açılır Amélie’nin. Büyükannesi ve evlerine yeni gelen bakıcı genç kadın Nishio-san’ın sevgisiyle Amélie, doğayı, yaşam kültürünü ve ailesini keşfeder; yaşam mutluluğunu idrak eder. Ancak hayat hep mutlu şeylerden ibaret değildir. Ne kadar huysuzluk yapıp, isyan etse de bazı mutlu anların sonsuza kadar sürmeyeceğini de anlar.
ÇOCUKLA SİNEMA'NIN YORUMU
En İyi Animasyon dalında Oscar adayı olan “Küçük Amélie”, ünlü Belçikalı yazar Amélie Nothomb’un hayatının Japonya’da geçen ilk üç yılını anlattığı, bizde “Yağmuru Seven Çocuk” adıyla yayımlanan kitabının animasyon uyarlaması. Felsefi açıdan derin ancak anlaşılması kolay olan film, hem çocuklar hem de ebeveynleri için eşit derecede çekici nadir animasyonlardan biri. Amélie etrafındaki dünyaya büyük bir merakla bağlanan ve öğrendiklerinden çok etkilenen tatlı bir kız çocuğu. Elektrikli süpürgeye meraklı, gördüklerini sorgulayan, koşmanın verdiği mutluluktan coşku dolu, ama ona saygısız davranan yaramaz ağabeyine de kızgın.
Amélie'nin iç dünyası şaşırtıcı derecede olgun. Yetişkinler, onun Miyazaki filmlerinden çok aşina olduğumuz Japon kültürü içinde bu kadar yeni ve küçük olmanın nasıl bir şey olduğunu ifade edişine hayran kalacaklar. Küçücük bir kızın kimlik, kültür, ölüm ve hayatı kavramayı; sevdiğimiz birini ya da bir evi arkamızda bırakmanın ne kadar zor olduğunu öğrenmesini izlerken biz de duygulanıyoruz.
Bir sahnede Amélie’nin mutsuz bir haberi aldığında suya atlayıp intihar ettiğini sanıyoruz ama sonra bir kayaya takılıp düştüğü bilgisi veriliyor. Çocuklara bu ironik anlatımı açıklamak gerekiyor. Duygusal acı çeksek de hayatın yaşamaya değer olduğu vurgulanıyor. Filmde bu boğulma tehlikesi sahnesi dışında, yıkılmayla sonuçlanmasa da bir zelzele sahneye ve bakıcısının yemek yaparken sakin bir şekilde 2. Dünya Savaşı sırasında ailesini nasıl kaybettiğini anlattığı sahneye de dikkat diyelim. Ayrıca sonradan tatlıya bağlanan bir kardeş anlaşmazlığı da irdelenmekte.
Görsel olarak da büyüleyici olan filmin sınıflandırması pek çok ülkede 6+ olarak belirlenmiş. Bazı Avrupa ülkelerinde de bizdeki gibi ‘genel izleyici” almış. Biz de 6-7 yaşlarındaki çocuklarla ailece izlenmesini, bittikten sonra da çocukla filmi mutlaka konuşulmasını tavsiye ediyoruz. * Burak Göral
Pozitif mesajlar: ****
Flörtöz durumlar: -
Korku öğeleri: *
Argo kullanımı: -
Alkol-sigara kullanımı: *
Miyazaki filmi izleme isteği: ****